21 Haziran 2011 Salı

Tek kelimeyle MOR

İdil' in doğumuna 1 ay kala yatak odamda uzanmış etrafıma bakıyordum. Ve fark ettim ki evde elimi atmadığım tek mekan bir tek burası kalmıştı ve o kahverengi mobilyalar sanki üstüme üstüme geliyorlardı.
Önce bayağı düşündüm şimdi zamanı mı diye sonra bebek doğduktan sonra yaptırmak çok daha zor olacaktı. Bende tüm olumsuzlukları göze alarak (çünkü eşimin duyunca çok kızacağını biliyordum, bir kere evin ayakta olmasından hiç hoşlanmıyor ve ayrıca gebeliğin bu kadar sonuna gelmişken riske girmeme sinirleniyordu) sevgili Münir Ustayı aradım. Olur mu olmaz mı derken kendimi akşam eşimin karşısında kendimce mantıklı açıklamalar getirirken buldum.

Bence çok da iyi yapmışım siz ne dersiniz.


Mobilyalar beyaz eskitme oldu. Kulpları Zara Home'dan aldım.


Perdenin deseinde ki yeşil renginden kumaş alarak abajurları yaptırdım.




Benim yakışıklı oğlumun köşesi, her önünden geçtiğimde sanki bana gülen gözleri ile bakıyormuş gibi geliyor.


Bir zamanlar boyadığım şimdilerde takı kutusu olarak kullandığım kutu...



Bu kalbi Paşabahçeden aldım. Kalbim oğlumda.


Lavantalıklar English Home.


Şimdi aslında mobilyaların boyatılmadan önce ki hallerini fotoğraflayamadığım için çok üzgünüm. Dolapların kapıları ayna ile kaplıydı. Hiç sevmiyordum. Sağolsun Münir Ustadan rica ettim aynalar çıkartıldı yerlerine cam yapıldı. Bende içlerine perdenin deseninde bulunan mordan kumaş alarak perde diktirdim.


Perdelerim cıvıl cıvıl bayılıyorum, baktıkça mutlu oluyorum.




Başucumda ki sepeti ben beyaza boyadıktan sonra peçete ile dekopaj yaptım.




Bu şirin kutuları lavanta bahçesi bloğunun sevgili sahibesi Ahu'nun yazısında gördükten sonra soluğu osho'da aldım. Tam benim odanın dekorasyonuna uyuyorlardı.

Yeşil renkteki aynayı 2 yıl önce Ayrancıda ki antika pazarından almıştım.




Uzunca bir aradan sonra tekrar sizlerle birşeyler paylaşabildiğim için çok mutluyum. Bu arada ben ve minik kızım için iyi dileklerini gönderen tüm sevgili dostlara çok ama çok teşekkürler. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...


14 Haziran 2011 Salı

Zombi gibi yaşamak


Bu nasıl başlık diyeceksiniz biliyorum ama bugün tam bir zombiyim. Bücür dün sabah 9` da kalktı ve gece saat 23` e kadar uyanık ve sürekli ağlamaklı moddaydı. Ne yapmadım ki zaten gaz ilacını veriyorum. Kucağımda sürekli evde dolaştım, bugün tüm sırt ve omuz kaslarım tutulmuş durumda, karnına sıcak su torbası uygulaması, evde arabayla dolaştırma, ayakta sallama, babamız gelince arabayla dışarıda dolaştırma, banyo yaptırma...Sizce yapmadığım birşey kaldı mı ?

Gece artık uykusuzluktan baygın düştüğü için uyudu. O bir tarafa ben diger tarafa bayildik. Bugün anneciğim gelecek umarım biraz beni rahatlatır.

Ah ah ben neler yapan bir hatundum elimden kanaviçe düşmezdi. Arada gidip boya yapardım. Sürekli evde birşeyler değiştirirdim...Ama yok isyan etmiyorum en azından sağlığı iyi herşey 1 yıl sonra daha iyi olacak değil mi?

Sabah maillerime bakarken sevgili dostum Dolunay'ın mailini gördüm. Sevgili hamarat dostum güzel kanaviçeleri için blog sayfası açmış. http://ahousefulofhappiness.blogspot.com/ muhakkak ziyaret edin bayılacaksınız ama Dolunay yalnız kanaviçeler yetmez diğer boyamalarını da lütfen bizimle paylaş. Birde Dolunay siteye yorum yazmak istedim ama mümkün olmuyor ayarlarda bir sıkıntı var galiba.

Nette dolaşırken bu evi gördüm umarım bir gün herkes gönlünde ki eve sahip olur. Ben bu evin mutfağını çok beğendim ya siz...



Bu mutfakla ilgili en çok beğendiğim içeride ki gün ışığı...Çok ferah gözüküyor.



1 Haziran 2011 Çarşamba

Ela`li Yeni Bir Yaşam



Bu gün benim bücürün 46. günü. İdil Elam 26 mayısta gece yarısı saat 4 ' te acil doğdu.

Halbuki biz onu sabah saatlerinde bekliyorduk ama Elam aceleci oldu. Sevgili dostlarım ve aynı zamanda anestezistlerim Tülay' la Sinem'i ve doktorum Özgür Dereni gecenin bir yarısı toparladık ve sağsalimen bebişi kucağımıza aldık.

Kırmızı gözlüklü hatun arkadaşım can dostum Tülay. Sinem ile Tülay vasıtasıyla tanıştım. Süper anestezistler iyiki varsınız...
Tüm Kavaklıdere Bayındır Hastanesi ekibi kendimi hastadan ziyade evimdeymisim gibi hissetmemi sağladılar, herkese birkere daha çok teşekkür ederim.

Bu fotoğrafa bakınca ne kadar kilo aldığımı ve ödemli olduğumu bir kez daha fark ettim.

Hastane ekibi sayesinde ilk günler birşey anlamadık hatta aman ne güzel falan derken şimdi işler değişti. Kızımız acaip gazlı bir bebek oldu çıktı geceler azap gibi geçmeye başladı. Değişik ilaçlar yöntemler kullanmaya başladık ama anladım ki nafile biz bu illeti söylenen en az 3 ay çekeceğiz. Tabii kızı kucağa alıp saatlerce ev içinde dolaştırmaktan tam bir kucak bebeği oldu kucağımda uyuyan bebek yerine koyduğumda gözlerini faltaşı gibi açıyor. Yine de sağlıklı olduğunu bilip şükrediyorum.

Yakışıklı prensim kardeşini çok seviyor ama her onun yaşında çocuğun vereceği reaksiyon gibi biraz biraz kıskanıyor.
Bütün bu minikle uğrasılar dışında napıyorum dersek boş kaldıkça kanaviçe yapmaya devam bana moral veriyor ama son günlerde gözlerimi uykusuzluktan açmakta zorluk çektiğim için işler zorlaştı. Ama biliyorum bu günler geçici Allah daha kötü nedenler vermesin.
Bu arada sevgili Fatma Abla izlediğim siteleri takip ettiklerimin arasına eklememi söylemiştin bak hocamın sözünü nasıl dinliyorum hemen ekledim umarım hoşuna gitmişlerdir.


Gelen giden sevgili dostlar için farklı tarifler deniyorum. Olabildiğince yaptıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. En son Beyaz fırından yeni çıkmış kurabiyeler ve Sayın Jale Balcı'nın kitabını aldım. Her ikiside süper, tüm tarifler yapılabilir ölçüler anlaşılabilir olarak verilmiş. Şiddetle tavsiye ederim.



Elmalı Mini Bar

Malzemeler;

Hamuru için oda ısısında tereyağ 300 gr ( 1+ 1/ 3 su bardağı)
pudra şekeri 200 gr ( 1+ 2 /3 su bardağı)
vanilya 1 çay kaşığı
tuz 1/ 2 çay kaşığı
yumurta 2 adet
yumurta akı 1 adet
Toz badem 100 gr ( 1 su bardağı + 2 yemek kaşığı)
Un 500 gr ( 4 su bardağı + 2 yemek kaşığı)
File badem 200 gr ( 2 + 1 /3 su bardağı)
İç Malzemesi Elma 4 adet
Ceviz 150 gr ( 2 +1 /3 su bardağı)
Kuru üzüm 1 çay bardağı
Toz şeker 180 gr ( 1 su bardağından 1 yemek kaşığı eksik)
Tereyağ ve pudra şekeri derin bir kapta karıştırdıktan sonra vanilya ( ben hazır poşetlerden 1 adet kullandım) tuz ve yumurtayı ilave edip iyice karıştırın. Toz badem ve unu ekleyip yoğurun. Şimdi tarifte böyle diyor ama bende toz badem olmadığı için unu 100 gr daha fazla koydum buna rağmen hamur tam kıvamına gelmedi böyle durumlarda nişasta azar azar eklemeniz lazım çünkü çok un eklerseniz hamurunuz bozulur efendim bende bu ipucunu gittiğim derslerden aldım. Sonra hamuru 2 eşit parçaya bölüp strç filme sarıp buzdolabına koyun sertleşsin. 1 saat yeterli bir süre.
Bu arada harcı hazırlamak için elmaları rendeleyin ve diğer harç malzemeleriyle birlikte pişirin. Ben pişirdikten sonra elmayla tarçını çok sevdiğim için tepeleme 1 tatlı kaşığı tarçın ekledim.
Fırınımızı 165 dereceye ayarlayıp önceden ısınmasını sağladıktan sonra 20 x 20 cm boyutlarında kaba uygun olacak şekilde 1 cm kalınlığında merdane ile açın. Ben borcamların küçük kare olanlarından kullandım ama bence daha büyük bir kapta olabilir örneğin 25 x 25 cm. Bu arada elimde cetvel boyutları gerçekten ölçtüm görmeliydiniz çok komikti.
Borcamın altına hamuru yayıp üzerine çeşitli yerlere çatal batırın böylece hamur kabarmayacak. Tarifte 10 dak pişirin diyor ama ben baktım çok hamurdu bende hemen hemen 20 dak pişirdim. Sonra kalıbı dışarı çıkarın ve soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra üzerine harcı yayın ve diğer dolapta ki hamuru merdane ile açarak harcın üzerine yerleştirin. En üste yumurta beyazını sürüp file bademleri serpin ve fırına verin. Yine tarifte 20-25 dak diyor ama ben hemen hemen 40 dak pişirdim. En son servis etmeden önce pudra şekeri serpin. Sonuç mükemmel, kokusu harika vanilya, pudra şekeri, tarçın kokusu tüm mutfağı kaplıyor. Ama biraz vakit istiyor bebekle birlikte yapmak zor. Deneyecek tüm dostlara afiyet olsun....