08 Kasım 2009 Pazar

Lovely Birdcage








Uzun zamandır beyaz renkte kuş kafesi aramaktaydım ama baktım ki aramak boşuna. Bende Mudo` nun indiriminden bu kuş kafesini aldım. Üç tane sprey boya aldım (herhangi bir yapı markette rahatlıkla bulabilirsiniz Metylan marka beyaz sprey boya fiyatı 8 TL). Bu sefer hiç primerle boyamadan direkt sprey boya kullandım ve çok pratik oldu. Ardından yine aynı markanın mat sprey verniğini kullandım. Sonra tavana kanca ve iri halkalı zincir taktım. Bu arada kanca ve zinciride beyaza boyadım. Sonrasında kafesi zincire taktığım halkaya kurdaleyle fiyonk yaptım. Sizce nasıl ?



I was looking a white birdcage for a while but I understood that I couldn`t find it. So I bought this birdcage and paint it with with sprey paint to white. I love it how about you?

23 Eylül 2009 Çarşamba

Sweet White Bicycle



Çocukluğumun en güzel hatırası şüphesiz bisiklete binmekti. Kahverengi pinokyo model bisikletim vardı; en değerli hazinemdi. Ama hayalimdeki hep beyaz renkte önünde sepeti olan bir bisikletti.

Bu ferforje bisikleti görünce hemen onu beyaza boyayıp çiçeklerle süslemeyi hayal ettim.

Önce primer boya ile metal görünümü kapattım ardından sprey boya ile beyaza boyadım. Kullandığım sprey boya yapı marketlerde bulacağınız türden bir boya olabilir. Ben iki kutu kullandım. Ve ardından yine mat sprey vernikle son katı attım. Ardından çiçek aranjmanı yaptım. Altta yosun üstünde sarmaşıklar ve çiçekleri aranjman yaptım.

No doubt that my favorite childhood memory was riding a bicycle with my friends in our beautiful garden. I had a brown colour bicycle but I always dreamed a white one with a basket in front of it.


When I saw that wrought iron bicycle I imagined it in white and with flowers. So I bought it and first painted it with primer. Then I used spray white paint and matte vanish. Finally I made a flower arrangement.

Yesterday was my son`s birthday. We celebrated in Belek on our vacation. Happy birthday to you my love.

11 Eylül 2009 Cuma

Yaza güle güle derken



En son 4 temmuzda yazı yazabildiğimi şimdi fark ettim ama inanın, yazmamak için gerçekten kuvvetli nedenlerim vardı. Eşim bu yaz başında disk hernisi (bel fıtığı) ağrısı çekmeye başladı birçok tedavi denedik ama en sonunda ağustos başında Hacettepe Hastanesinde Beyin Cerrahi bölümünde Sayın Dr. Servet İnci tarafından başarıyla opere edildi. Tüm ekibine ve özellikle sevgili hocam Sayın Dr. Ülku Aypar`a ve Dr. Şennur Uzun`a teşekkürlerimi bir borç bilirim, herşey için tekrar çok teşekkür ederim. Tüm bu operasyon faslının ardından tam herşey yoluna girdi derken bu sefer benim kalça eklemimde bir enfeksiyon durumu gelişti ve bir müddet daha raporlu olmak zorunda kaldım ve koltuk değneği kulandım. Neyse ki bende iyileştim sayılır ki içimden blog sayfama birşeyler yazmak, sizlerle paylaşmak geldi.
Bu sıkıntılı dönemde hep yanımızda olan ailelerimize ve dostluğunu sonsuz yanımda hissettiren canım arkadaşım Tülay başta olmak üzere tüm arkadaşlarımıza tekrar tekrar teşekkür ederim.

Bu kadar iç karatıcı konulardan sonra güzel birşeyler paylaşmak istedim ve aklıma balkonumun fotoğrafları geldi. Çünkü ne zaman canım sıkılsa balkonumda oturup dumanı üstünde tüten sütlü bir kahve içtiğimde kendimi çok daha iyi hissediyorum. Bence herkesin evinde huzuru bulduğu yeri vardır işte benim güzel balkonum...

Balkonum çoğu balkona göre bayağı büyük olduğu için biz camla kapatıp kışlarıda kullanma şansına sahip olduk. Yukarıda ki fotoğrafta balkonun eski hali görülmekte.


Balkonumun duvarlarının rengi kum beji boyadık ve tavandan 20 cm kadar aşağıdan yapı marketlerde satılan köpük kartonpiyer aldım ve silikonla yapıştırdım ve beyaza boyadık. Değişik ferah bir görünüm elde ettik.

Sitelerden eski tip iskandinav tipi koltuk takımlarının hamını yani boyanmamış olanını buldum ve ayrıca yine sitelerden oyma ahşap çiçek motifleri aldım. Koltukların alt parçalarına motifleri eklettirdim ve beyaz lake mat boyattım.

Her zaman kırmızı beyaz kareli kumaşa bir zaafım olmuştur bende yöre home dan tam istediğim gibi kareli kumaşımı buldum ve ustama kılıf diktirdim.


Bu yoyo benzeri motifli yastık kılıfını görünce aşık oldum sanki benim koltuklarım için özel olarak yapılmışlar gibiydi.

Koltuk kılıflarımı yapan Mehmet Amca çok tatlı bir amcaydı birde acaip güzel iş çıkarttı tavsiye ederim ...
Balkonumun duvarlarında benim yaptığım objeleri dekorasyon amaçlı kullandım.


Galvanizlerim nasıl ? Hepsini çok zevk alarak yaptım özellikle fazla resim kullanmak istemedim.

Fenerlerim eskiden siyah renkteydi ama ben beyazı tercih ettim bunun için önce primer ile boyayı kapattım ve sonra sprey beyaz boyayla boyadım.


Bu dolabı bundan iki yıl önce boyamıştım halen zevkle kullanıyorum. Alt kapaklarda üç boyutlu stencil çalışmıştım.

Dolabın kulpları porselen ve kapaklarda ki desene uygun sitelerde orjinal adlı mağazadan seçmiştim.

Tavuk ailem nasıllar özellikle aile fertlerinden tombul tavuğum, kayınvalidem bu yaz Aydın yolu üzerinde bir satıcıdan almış görür görmez bayıldım.


Gazeteliğimin üstündeki porselen biblolar uzun zamandır biriktirmeye çalıştığım kolleksiyonumun bazı parçaları horoz, ördek, kitap okuyan roger rabbit, yumağıyla oynayan kedicik. Masa üstü lambası ise 5 yıl önce alıp hiç kullanmadığım bir parça, bu köşeyi yapınca hemen aklıma geldi nasıl ? bence tam tamamladı.

Tavuk horozlara olan ilgim hiç belli olmuyor değil mi bu tavuğu da Kütahya Porselenden almıştım. Yanında ki askılığı ise geçen yıl bilkentte ahşap boyamalarını sergileyen bir hanımdan almıştım.

Kırmızıyı seviyorum hem de çok... Çileklerle kirazlar papetlandden yakından görseniz tam gerçek gibi duruyor.

Bu değişik sehpa annemindi, birgün baktım atmayı planlıyor hemen el koydum ve önce primerleyip sonra beyaza boyadım. Annem bile sonrasında görünce çok beğendi ve şaşırdı.

Aslında balkonumda çok çiçeğim vardı ama bu hastalık hastane işleri arasında kurudular yalnız bu iki begonyam kaldı çok yazık ...

Küçük porselen biblolara bayılıyorum. Genelde çıkrıkçılar yokuşundan özellikle Baykuş Evinden Ahmet Beyden alıyorum ayrıca antika pazarlarını da kaçırmamaya çalışıyorum.

Bu iki vazoyu da antika pazarından almıştım kurdaleleri ben ekledim.

Bu da bu yaz hatırası sevgili bastonum kullanması çok zormuş. Ama görüldüğü üzere yatarken de hiç boş durmamaya çalıştım goblen yastığımı bitirdim hatta aplike bir yastığa başladım.
Umarım bu sefer daha kısa bir zamanda görüşürüz sevgiyle kalın....

04 Temmuz 2009 Cumartesi

Antika Pazarı



Yarın 5 temmuz pazar sizi bilmem ama ben her ayın ilk pazar gününü iple çekiyorum. Neden diye sorarsanız Ankara 'da her ayın ilk pazarı gününde Yukarı Ayrancı pazar merkezinde antika ve organik ürünler satılmakta.
Her pazara muhakkak tam kadro gidiyoruz ve gramafonlardan yükselen eski müzikler eşliğinde standları geziyoruz. Bazen uzun zamandır karşılaşmadığımız dostlarımızı görüyoruz. Yorulunca oturup biraz soluklanıp gözleme ve mis gibi demli çayın tadını çıkartıyoruz. Ve genelde muhakkak ufak tefek birşeyler alıp eve dönüyoruz.
Bazen satılan eşyaları görünce hüzünleniyoruz. Köşeleri kıvrılmış rengi solmuş bir aile fotoğrafı bir diploma veya ince ince işlenmiş bir kanaviçe örtü. Yaşanmış olayları insanları anımsatıyor tüm bu parçalar kimbilir ne kadar güzel bir günde bu fotoğraf çekilmişti veya bu diplomayı almak için ne kadar uğraşılmıştı belki de genç bir kız nişan bohçası için yapmıştı o kanaviçe örtüyü diye düşünüyoruz.

Sözün kısası size de tavsiye ederim...

30 Haziran 2009 Salı

Bir Tad Bir Dokunuş/ Taste and Touch



Tekrar merhaba! Son yazımdan ancak bir hafta sonra yazma şansı yakaladığıma inanamıyorum. Cok yoğun bir haftaydı, özellikle cumartesi günü çalışmış olmam kendime ayırdığım zamanı oldukça azalttı.

Öncelikle cumartesi hastaneden ayrılıktan sonra eve geçmeden önce sebze pazarına uğradım. Mis gibi kokan kayısıları görünce hemen marmelat yapmalıyım derken vişnelerle karşılaştım. Tabii bundan sonra hafta sonu programım belli oldu. Eve gelir gelmez vişne ve kayısıları temizledim ve şekerlerini ekleyerek ertesi gün pişirmek üzere hazırladım.

Pazar sabahı uyanır uyanmaz daha ev ahalisi uyurken, yavaş yavaş pişirmeye başladım. Bizimkiler uyanıncaya kadar marmeladım hazır hale gelmişti. Reçel ve marmelatı hazırladıktan sonra kumaşlarım arasından kırmızı beyaz kareli olanı seçtim ve reçel kapaklarını üzerine koyup 3 parmak dışından sürfile makasıyla kestim. Hasır iplerlede bağladım. Bence çok hoş oldular. Eve gelen giden herkese, hastanedeki arkadaşlarıma tattırdım çok beğendiklerini söylediler; herkese afiyet şeker olsun.


Tabii bir pazarı yalnız reçel ve marmelat yaparak geçirmedim. Bir kısım dolap içi düzenlemelerimi sonunda tamamladım. Ev temizliği, çamaşır gibi ev işlerini ve benim ufaklığı ise hiç anlatmıyorum bunlar zaten benim rutinim.

Sıra geldi yaptığım el işlerine; uzun bir aradan sonra Sue Bonnet resimli aplike jean çantamın yorganlamasını bitirdim ve umuyorum ki bu hafta sonunda da iç astarını dikeceğim.

Aplike paris puantiye yapmasını birkaç yıl evvel sevgili Nilsun' dan öğrendim. Kendisi Ümitköy' de Turta adında çok şık, country tarzında bir cafe işletiyor, aynı zamanda perşembe günleri de dünya tatlısı annesiyle birlikte patchwork- aplike dersleri veriyor. Eğer Ankara' da oturuyorsanız muhakkak uğrayın, home made pastalarından tadın; aramızda kalsın cheesecakelerini özellikle tavsiye ederim.



Tabii bir de yapmam gereken goblen yastıklarım var. Oturma odasında yatmadan önce şöyle yarım saat oturabilirsem hemen birkaç iplik işliyorum böylece kendimi biraz olsun dinlendirmiş oluyorum.

Bütün bu işlerin sonunda pazar akşamı yatağa uzandığımda nasıl uyuduğumu bilemedim.

Bu arada pazar günü bir ara aşkım Ece'ciğim uğradı. Beraber kahve içerken dergilerimize baktık, yeni fikirler ürettik. Seni sevdiğimi söylemeden geçemiyeceğim Ece. Bloğunda benim için yazdığın yazıyı okurken göz yaşlarımı tutamadım. Bundan 4 yıl önce seninle tanışmakla hayatımda yeni bir dönem başladı. Bana kazandırdığın tüm güzellikler için çok teşekkür ederim. Banyom için yapacağım revizyonu Ece ile paylaştım önce bana çılgınmışım gibi baktı sonra fikrimden dönmeyeceğimi anlayınca vazgeçti.

Dediğim gibi çok ama çok yoğun bir hafta sonuydu. Bu hafta sonu cumartesi çalışmayacağım için çok heyecanlanıyorum. Şimdiden yapacağım işleri planlıyorum...Sizler neler yapmayı planlıyorsunuz?

Sevgilerimle
Aygün

Hello again, I already found time to write again after a busy week. Especially working on saturdays is too hard.


Saturday after I leaved from the hospital I went to vegetable bazaar. I liked to buy my vegetables from the bazaar because vegetables and fruits are more fresh from the markets. When I was walking I smelled beautiful apricots and also saw berries. And I decided to make apricot marmalade and berry jam. After I bought them I went to home and cleaned them immediately. Then I put the sugar on them.


Sunday in the morning while my son and husband was sleeping I started to make marmalade and jam. Before the breakfast marmalade was ready. It was smelling wonderful. After drained them to jars I took the red and white fabrics and cut them for their covers. I think they look so cute aren't they?
I also finished my quilt handbag's appliques. They are so lovely Sue Bonnets babies. I think this weekend I will finish it completely.



I am also making two of gobelin pillows. After a day before the sleeping I try to make some of it. Making gobelin makes me relax. How about you, are you doing something like that to make you relax and happy?


As I told you it was such a busy weekend. But I won't work this saturday and already began to make some plans to do. I am so exciting about this weekend. See you later with all my best wishes.


23 Haziran 2009 Salı

Before and After- My lovely chair



Tekrar merhaba



Bu sefer en sevdiğim çalışmalardan birini sizinle paylaşacağım;



2 yıl kadar önce herzaman ki gibi Ece'nin yaptığı koltukları o kadar kıskandım ki eski model iki adet koltuğu özelikle ucuz olanını aramaya başladım. Sonunda Ulusta itfayeciler meydanında bu tip koltukları satan bir dükkan buldum. Çok ilginç bu koltukları Rusya'ya götürüp iyi paralara satıyorlarmış. Neyse kayınvalidemle uzun konuşmalardan sonra adamcağızı takımı bozup 2 parçasını bana 100 TL satması için ikna ettik. Neyse küçük bir kamyonet kiralayıp eve geldik ben koltukları balkona çıkarttım ama bu seferde acaba tahtakurusu veya başka bir haşere var mı korkusu beni sardı. Hemen gittim böcek ilacı aldım ve hemen ilaçladım. Ardından önce kumaşı aldım böylece koltuğu boyarken kullanacağım renkleri seçmek daha kolay oldu. Kumaş olarak kırık beyaz taban üzerinde mor pembe renklerde çiçeklerin olduğu bir modeli aldım.



Sonrasında koltukları döşemeciye verdim ve kumaşları söktük tabanda samanlı dolgu çıktı. Ece ile birlikte boyayacağımız rengi belirledik. Sıra en keyifli bölüme geldik boyamaya. Koltuğa hiç zımpara yapmadım veya primer uygulamadım çünkü zaten çok eski bir koltuktu boyaları yer yer çıkmıştı. Yalnızca tozunu alarak boyamaya başladım. Boyarken çok eğlenmiştik 2007 yazıydı ve yalnızca ben, Ahu ve Özlem vardı. Şamata yaparak eğlenerek boyamayı 3 kat tekrarlayarak tamamladık. Sonrasında kumaş üzerinde ki çiçeklere bakarak yanlarına dekoratif boyama yaptık. Üzerine sentetik vernik sürecektim ama kalbim artık beklemeye dayanamadım ve her zaman ki sabırsız ben sprey vernik kullanarak serüveni tamamladım. Döşemecim de kabara tarzında kumaşı döşedi.


Bu yıl evde nacizane dekorasyon çalışmaları yaparken kumaşını değiştirip salonda kullanmaya karar verdim ve Persanda da indirim yazılarını görünce soluğu orada aldım goblen tarzında uçuk mavi taban üzerine buket motifleri olan bu kumaşa aşık oldum ve hemen almaya karar verdim. Bu sefer britlerinide kendi kumaşından yaptırarak döşettirdim. Koltuğa baktıkça güzel bir iş çıkarttığımı düşünüyorum o güzel günleri hatırlıyorum.


Hello again. This time I want to share my chair project with you...


2 years ago I was so jealous (as usual) about Ece's chair so I decided to find some samples and paint them. So I began to look for cheap and usable ones . I and my mother in law went to Ulus. It is quite interesting that we found a shop which is selling this kind of furnitures to Russia. We hardly persuaded him to sell us only two pieces from the set. And I only gave him 50 dollars for one. We rent a small van and took them to my balcony. Then, I began to worry about the chairs if they hade any insects or bedbugs . I went to a market and bought pesticid and applied to them.



After all, I brought them to my upholsterer to furnishings take out. I found a fabric with purple flower on the cream base.


I brought the chairs to the atelier and decided to paint them with same color Ece did. I didn't sand or paint with primer , I only cleaned the dust of chair and directly began to paint. It was the most enjoyable time I spent with my friends Ece, Ahu and Özlem. We had great time. I painted 3 times. Then painted chair sides with little flower s which is the same pattern on the fabric. I wasn't enough patient to apply synthetic varnish so I used spray varnish instead .


This spring I changed some of my rooms ' decoration. It was a long time ago , I recognised a fabric from Persan tapestry style. So when I started these decoration changes I found that they were in a big sale. I bought the fabric directly and changed the style. I loved them. When I look the chairs I am saying you did the nice job to myself and also remembering how nice time I spent with my friends.



21 Haziran 2009 Pazar

ELDE



Geçenlerde paper&cake finds adlı blog sitesinde dolaşıyordum. Paper&cakes ETSY 'de bulduğu güzel, değisik siteleri bizimle paylaşmakta. Sonrasında Elde adında bir sitenin ürünlerinin fotograflarını gördüm cok hoşuma gitti, kışın baslamış olduğum ama ne yazık ki bitiremediğim şalımı hatırladım. Motif aleti ile yapılan çiçeklerin tığla birleştirilmesi ile tamamlanan şalları görünce çok şaşırdım. Demek yurt dışında da bu motifler yapılıyormuş diye düşündüm.

Hemen siteye geçtim dantelden yapılmış kurdalelerle süslenmis şallarına aşık oldum. Öncelikle renkler cok uyumluydu. Çok titizlikle calışıldığı belli olan el emeği çalışmalardı. Ah dedim gördün mü bak insanlar neler yapıyorlar diye hayıflandım, bir kere daha demoralize oldum yapamadığım şalımı en kısa sürede bitirme kararı aldım.




Bunlarda benim yaptığım motifler.



Sonra nereden satış yapıldığını merak ettim çünkü genellikle yabancı kaynaklı ürünler etsy'de satılmakta. Ankara Turkey yazısını görünce hem çok şaşırdım hem çok mutlu oldum gururlandım. Umarım bir gün kendisiyle tanışabilirim. Sizinde aklınızda olsun www.etsy.com sitesine girin ve aramaya elde yazın sattığı değişik ürünlere bayılacaksınız.


A few days ago when I was reading paper & cake I saw some beatiful hand made crocheted or knitted pieces. They were made with lovely colours. And some pieces were combined with ribbons. They look so romantic. Especially a shawl with flowers, remembered me mine because I started the same one but I haven`t finished yet, then I decide to finish mine as soon as possible. So I started wondering about where this beatiful things are coming from and surprisingly I discovered that they are made in my home city. I hope I will meet 'elde' one day in my life.